Ana içeriğe geç
Yalıkavak'ın Balık Sırası Marinada Değil
Yemek

Yalıkavak'ın Balık Sırası Marinada Değil

Yazan Mes Prestiges Editör Ekibi Son inceleme Nisan 2026
8 dk okuma
Yemek

Yalıkavak'ta ciddi meyhane gecesi Palmarina'da değil, on dakika güneyde, marina kalabalığının çoğunun gitmeye zahmet etmediği bir çakıl koyunda geçer.

Yalıkavak'a yeni gelen kişinin yaptığı hata her sezon aynıdır: marinaya bakar, yat tarafındaki uzun restoran sırasını görür ve balık gecesinin orada olduğunu varsayar. Değildir. Marina, suşi ve İtalyan yemeği yediğiniz yer; balık sırası on dakika güneyde, Tilkicik Koyu'nda, ucu marina kalabalığının ya hiç duymadığı ya da duymamış göründüğü aile işletmesi iskelelerinin bir nal şeklinde dizildiği çakıl yola çıkar.

Tilkicik, keşfedilmeden önceki Gümüşlük'ün ve marina gelmeden önceki Yalıkavak'ın olduğu şey. Koy beş dakikada yürünecek kadar küçük ve mekanlar tek bir sahil boyunca omuz omuza dizili — yarım düzine iskele suyun üstüne kurulmuş, arkalarında taş zeminli mutfaklar, meze tezgâhını besleyen tekneler her iskelenin ucunda demirli. Format, Ege ağzında bir meyhanedir: o sabahki avdan balık, rakı sofrası ritüeli, hesap bir tabakta gelir, gece uzundur.

Uzun hafızası olan herkesin geri döndüğü salon Miços. 1993'te küçük bir pansiyon-mangal olarak açıldı, içeri giden yol asfaltlanmadan önce. Otuz yıl sonra mutfağı ve salonu hâlâ aynı aile işletiyor. İskele suyun üstüne çakılmış kalaslarda birkaç düzine kişi alır, girişteki buz tezgâhı menüdür ve mutfak balık-ekmeğe bir kilo çipuraya gösterdiği özeni gösterir. Koyun iç tarafında günbatımında rüzgâr düşer; o masaları isteyin. Soğuk bir yarım şişe Yedi Bilgeler Roussanne ve ızgara barbun, müdavimlerin tartışmaya ihtiyaç duymadığı sipariş.

Aynı sıranın aşağısında Hasan'ın Yeri, eski Yalıkavak ekseninde (koyda değil, Çökertme Caddesi'nde); ama aynı dilde ve Yalıkavak'ın bir balıkçı köyü olduğu, marina olmadığı 1980'lerin başlarından beri salonu çalıştıran Balıkçı Hasan ailesi tarafından sürdürülüyor. Okumaya değer basılı bir menü yok; buz tezgâhına yürüyor, parmakla gösteriyor, oturuyorsunuz. Tranç levrek ve bir tepsi sigara böreği, ızgara işini yaparken masayı dengede tutmanın yolu.

Bu salonlarda rakı sofrası ritüeli ironisizce gözetilir: soğuk mezeler bir kerede, sıcak mezeler gece boyunca, sıcak balık masa hak ettiğinde gelir. Bu yerlerin Mayıs ya da Ekim'de rezervasyona ihtiyacı yok. Ağustos'ta öğle yemeğine kadar arıyorsunuz.

Koy salonlarını marina adreslerinden ayıran, balığın kalitesi değil (marina mutfakları aynı mezatlardan alıyor); salon ile tabaktaki şey arasındaki ilişki. Marina tekneler için yapıldı; koy hep balıkçılar içindi. Miços'taki mezeler, aşçının her sabah yanından geçtiği bir tezgâhtan geliyor. Hasan'daki ızgarayı aile çalıştırıyor. Tempoyu gece belirliyor, bir sonraki rezervasyon değil. Hesap geldiğinde, marinada eşdeğer bir oturuşun maliyetinin küçük bir kesri okunuyor: koy köşeleri kestiği için değil, marina mermer, vale ve bir çalma listesi için ödeme yaptığı için.

Koy sırasının verdiği, marinanın basitçe veremeyeceği bir akşam türü var. Yedide ışıkta başlıyor, tekneler hâlâ bağlanıyor, güneş Tavşan'ın batı tarafında. Dokuzda masa iki saatlik, meze tabakları üst üste yığılmış, kilo balık dört kişiye bölünmüş. On birde mumlar düşmüş, kediler yanınızdaki bankın üzerine çıkmış. Gece yarısı dirseklerin arasında yarı boş bir rakı şişesi duruyor ve yan iskelede biri Ege türkülerinden birini durmasını isteyemeyecek kadar yumuşak söylüyor. Bu, kürate edilmiş bir deneyim değil. Koyun kırk yıldır her yaz yaptığı şey.

Tilkicik'i bir Yalıkavak haftasında nasıl kullanacağınız: marinayı bir kere, gezinin başında, sonra bir daha asla yapmayın. Akşamların geri kalanını koyda geçirin: bir gece Miços, ertesi Hasan'da, kalan akşamlar iskele sırasında. Günbatımında arabadan yürüyün, gece yarısı geri yürüyün. Bir suşi gecesi isterseniz marina hâlâ orada olacak. Koy sonsuza dek orada olmayacak (yol giderek iyileşiyor); ama şimdilik hâlâ yerlilerin kendileri için sakladığı salon.

Bu hikayede bahsedilen

Bu Hikayedeki Mekânlar