Kartpostal Kordon'un karşı yakasında, Karşıyaka ve Bostanlı, İzmir'in kendisi olduğu anlarda yemek yediği yerdir. Karşıya geçiş vapuru öğünün bir parçasıdır; buradaki sahil, gösterişi her hafta döndüğünüz türden mekânlarla takas eder.
İzmir'de iki yaka arasında sessiz bir rekabet vardır ve günlük hayatta önemli olan şeylerde Karşıyaka tarafı kazanır. Vapura binip karşıya geçin — şehrin en ucuz keyfidir ve bütün körfezi yeniden çerçeveler — ve dışarıda yaşayan, her akşam sahilini yürüyen, Alsancak tarafına göre daha az gösterişle yemek yiyen bir semte inersiniz.
Bostanlı sahili bu işin kalbidir. Karaf, yerlilerin adıyla savunduğu meyhanedir; mezesinin dürüst, akşamın uzun olduğu o iddiasız sahil masalarından. Biraz ilerde Boğaziçi sessizce bölgenin ciddi balık adresi hâline geldi — balığın tam olması gerektiğinde insan getirdiğiniz, manzaranın iddia değil ikramiye olduğu yer.
Her akşam balık akşamı değildir ve Karşıyaka bunu bilir. Etci Ahmet, semtin özel günlere sakladığı steakhouse'tur; La Cigale ise gerçek bir şarap listesiyle bir bahçe kapısı bistrosu işletir — şişelere de tabaklar kadar kafa yorulan o nadir İzmir mekânı. Semtin rahatlığını yitirmeden olgunlaştığını gösteren türden bir yer.
Buradaki gündelik yemek başlı başına bir iddiadır. Köfteci Remzi, 1965'ten beri İzmir köfte çıkarır; bütün şehrin kendini kıyasladığı o ızgara köfte ölçütü. Kumru ise — İzmir'in kendine has, preslenmiş susamlı sandviçi — Karşıyaka biçimini Kumrucu Ömür'de bulur; yerli kuşağın büyüdüğü, işler arasında yenen ve hiç tahlil edilmeyen o kumru.
Hepsini bir arada tutan ritimdir: vapur, sahil yürüyüşü, su kenarında uzun bir masa, sonra ışıklı sahil boyunca vapura doğru dönüş yürüyüşü. Mutfak mükemmeldir, ama asıl lüks, bütün akşamın ne kadar telaşsız olmakta ısrar ettiğidir. Karşıyaka, ters-rota testinin cevabıdır — bir İzmirlinin, şehri gerçekte nasıl yaşadığını göstermek için misafirini götürdüğü körfez yakası.